Nafaka Alacağının İcra Yoluyla Tahsili
- Av. Umut Korkmaz

- 7 Nis
- 5 dakikada okunur
1. Nafaka Alacağı Nedir?
Nafaka alacağı, aile hukuku yükümlülüklerinden doğan ve tarafların yaşamlarını idame ettirebilmeleri veya müşterek çocukların bakım giderlerinin karşılanması amacıyla hükmedilen dönemsel edimlerdir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 147 uyarınca nafaka gibi dönemsel edimlerde 5 yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 367 gereğince aile hukuku ilamlarında kesinleşme şartı aranmasına rağmen, nafaka kararları bu şarttan istisna tutulmuş olup kesinleşmeden icra edilebilir niteliktedir.
Nafaka alacağının tahsilinde geçmiş döneme ait birikmiş borçlar ile işleyecek (cari) nafaka borçları hukuken farklı nitelendirilmektedir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2011 tarihli, 2011/1865 E. ve 2011/4409 K. ile 01.03.2010 tarihli, 2010/435 E. ve 2010/1603 K. sayılı kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, birikmiş nafaka alacakları "adi alacak" hükmündedir.
1.1. Türk Hukukunda Nafaka Türleri
Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında nafaka türleri dört ana başlıkta düzenlenmiştir: Boşanma davası süresince geçici önlem olarak verilen Tedbir Nafakası (TMK Md. 169), boşanma sonrası yoksulluğa düşecek taraf lehine verilen Yoksulluk Nafakası (TMK Md. 175), velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım giderlerine katılması amacıyla verilen İştirak Nafakası (TMK Md. 182) ve yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşlere verilen Yardım Nafakası (TMK Md. 364).
Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 01.06.2017 tarihli, 2017/3263 E. ve 2017/5197 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; eşe ve çocuklara önceki ilamla verilmiş olan tedbir nafakası, boşanma ilamının kesinleşmesi ile son bulur ve karara göre iştirak veya yoksulluk nafakasına dönüşür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2023 tarihli, 2023/1881 E. ve 2023/1415 K. sayılı kararında ise TMK Madde 328/1 uyarınca müşterek çocuğun reşit olmasıyla iştirak nafakasının kendiliğinden sona ereceği hüküm altına alınmıştır.
2. Nafaka Alacağı Nasıl Tahsil Edilir?
Nafaka Alacağının İcra Yoluyla Tahsili. Nafaka alacakları, borçlunun kendi rızasıyla ödeme yapması yoluyla tahsil edilebileceği gibi, ödemeden imtina edilmesi halinde İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde devlet gücüyle (cebri icra) tahsil edilebilir.
2.1. Rızai Ödeme Suretiyle Tahsil
Borçlunun nafaka borcunu icra takibine gerek kalmaksızın kendi rızasıyla ödemesidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 24.01.2011 tarihli, 2010/18440 E. ve 2011/688 K. sayılı kararında, rızai ödemelerin banka kanalıyla yapılması durumunda, takip tarihinden önceki döneme ait bakiye alacağın ödendiğinin ispat yükünün davacı (borçlu) tarafta olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2011 tarihli, 2011/6530 E. ve 2011/9259 K. sayılı kararına göre, rızai olarak yapılan kısmi ödemeler (örneğin 300 TL borca karşılık 150 TL yatırılması) nafaka borcunun tam olarak ödendiği anlamına gelmemektedir.
2.2. Cebri (Zorla) Tahsil Yolları
Rızai ödemenin gerçekleşmediği durumlarda alacaklı, icra müdürlükleri vasıtasıyla cebri tahsil yollarına başvurur. Bu süreçte nafakanın türüne göre ilamlı veya ilamsız icra takibi başlatılır. Nafaka alacaklarının tahsili sürecinde hak kayıplarının önlenmesi ve usul işlemlerinin eksiksiz yapılması adına bir İzmir Boşanma Avukatı vasıtasıyla sürecin takip edilmesi, özellikle şikayet süreleri ve tebligat usulleri açısından büyük önem taşımaktadır.
3. Nafaka Türlerine Göre İcra Takibi Yoluyla Tahsil
Nafaka alacağının dayandığı mahkeme kararının niteliğine (ara karar veya kesin hüküm/ilam) göre icra takibinin şekli değişiklik göstermektedir.
3.1. Tedbir Nafakası İcrası (İlamsız İcra Takibi)
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2018 tarihli, 2018/13828 E. ve 2018/9636 K. sayılı kararında açıkça ifade edildiği üzere; tedbir nafakasına ilişkin ara karar, ilam olmadığı gibi İİK'nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden de değildir. Bu nedenle ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olmadığından ilamlı takip konusu yapılamaz ve ilamsız icra takibi ile talep edilmelidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2011 tarihli, 2011/28224 E. ve 2011/27394 K. sayılı kararına göre, boşanma davası sırasında takdir edilen tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder; sonrasında hükmedilen yoksulluk nafakası için ayrı bir ilamlı takip yapılmasında yasal engel bulunmamaktadır. 11. Ceza Dairesi'nin 26.12.2013 tarihli, 2013/24403 E. ve 2013/20125 K. sayılı kararında da boşanmanın kesinleşmesiyle tedbir nafakasının sona ereceği ve birikmiş alacakların adi alacak hükmüne geçeceği teyit edilmiştir.
3.2. Yoksulluk Nafakası İcrası (İlamlı İcra Takibi)
Boşanma ilamıyla hükmedilen yoksulluk nafakası, İİK Madde 32 uyarınca ilamlı icra takibine konu edilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 12.06.2019 tarihli, 2019/6624 E. ve 2019/9977 K. sayılı kararında, yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması halinde, kaldırılma tarihinden sonraki dönemler için icra takibi ve cezai yaptırım uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 19.04.2017 tarihli, 2015/4667 E. ve 2017/5811 K. sayılı kararına göre, ilamlı icra takiplerinde dayanak ilamda yer almayan talepler yönünden borçlu olunmadığına ilişkin "ilama aykırılık" şikayetleri kamu düzenine ilişkin olup süresiz olarak icra mahkemesi önüne getirilebilir.
3.3. İştirak Nafakası İcrası (İlamlı İcra Takibi)
İştirak nafakası da yoksulluk nafakası gibi mahkeme ilamına dayandığından ilamlı icra yoluyla tahsil edilir. Bu başlık altında sunulan ana kararlarda spesifik bir iştirak nafakası icrası detayı bulunmamakla birlikte, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2011 tarihli, 2011/6530 E. ve 2011/9259 K. sayılı kararında, iştirak nafakasına ilişkin ilamlı icra takibinde eksik yatırılan bedelin nafaka borcunu ödediği anlamına gelmeyeceği vurgulanmıştır.

4. Ödenmeyen Nafaka Borçları Nedeniyle Haciz
Ödenmeyen nafaka borçlarının tahsili için borçlunun malvarlığına haciz konulabilir. Haciz işleminin niteliği nafakanın cari veya birikmiş olmasına göre değişmektedir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 29.06.2009 tarihli, 2009/4392 E. ve 2009/4761 K. ile 04.10.2010 tarihli, 2010/4819 E. ve 2010/5766 K. sayılı kararlarında, icra emrinin tebliğ edildiği tarihe dek birikmiş nafaka alacağının "adi alacak" hükmünde olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle birikmiş nafaka borçları için genel haciz hükümleri uygulanır.
5. Nafaka Alacaklarında Yetkili İcra Dairesi
Sunulan yargı kararlarında yetkili icra dairesine ilişkin spesifik bir uyuşmazlık kararı bulunmamaktadır. Ancak mevzuat bilgi notunda yer alan İİK Madde 34 uyarınca, ilamların icrası (yoksulluk ve iştirak nafakası gibi ilamlı takipler) her icra dairesinden talep edilebilir. Tedbir nafakası gibi ara kararlarla hükmedilen ve henüz kesinleşmiş ilam niteliği taşımayan nafaka alacakları, ilamsız icra takibine konu edilir. İlamsız icra takibinde genel kural olarak Nafaka borçlusunun yerleşim yerindeki icra dairesi yetkilidir.
6. Nafaka Ödememe Suçu ve Tazyik Hapsi (İİK Madde 344)
İİK Madde 344 uyarınca, nafaka borcunu ödemeyen borçlu hakkında alacaklının şikayeti üzerine 3 aya kadar tazyik hapsi kararı verilir. İİK Madde 354 gereğince şikayetten feragat edilmesi veya borcun ödenmesi halinde ceza düşer. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 01.06.2017 tarihli, 2017/3263 E. ve 2017/5197 K. sayılı kararında, tedbir nafakasının iştirak ve yoksulluk nafakasına dönüşmesi halinde, kesinleşen kararın ayrıca takibe konulması veya yeni icra emri gönderilmesi gerektiği, aksi halde tazyik hapsi suçunun oluşmayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 02.07.2015 tarihli, 2015/2656 E. ve 2015/3612 K. sayılı kararına göre, İİK m. 344 yalnızca nafaka borçları için geçerli olup, tazminat veya yargılama gideri alacakları için tazyik hapsi uygulanamaz.
6.1. Nafaka Ödememe Suçunun Şartları
Nafaka ödememe suçunun oluşabilmesi için Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiş kesin şartlar bulunmaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 14.02.2023 tarihli, 2023/893 E. ve 2023/837 K. ile 05.05.2020 tarihli, 2020/2264 E. ve 2020/3016 K. sayılı kararlarında bu şartlar şu şekilde sıralanmıştır:
Nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması,
Aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçluya tebliğ edilmiş olması,
İcra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması,
Borçlu tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış derdest bir davanın bulunmaması,
Şikayet hakkının suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde işlenmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması.
Ayrıca Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 13.12.2011 tarihli, 2011/6583 E. ve 2011/8833 K. ile 19.09.2011 tarihli, 2011/1865 E. ve 2011/4409 K. sayılı kararlarında, cezaların şahsiliği prensibi gereği icra emrinin vekilin yanı sıra bizzat asile (borçluya) tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2023 tarihli, 2023/5270 E. ve 2023/5343 K. ile 18.02.2020 tarihli, 2020/453 E. ve 2020/1402 K. sayılı kararlarında ise takip talebinde mutlaka "işleyecek/cari nafaka" talebinin bulunması gerektiği, aksi halde suçun oluşmayacağı vurgulanmıştır.
6.2. Nafaka Borcunu Ödemeyen Borçluya Uygulanacak Tazyik Hapsi
Tazyik hapsi, klasik anlamda bir hapis cezası olmayıp disiplin hapsi niteliğindedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 17.01.2023 tarihli, 2022/12411 E. ve 2023/237 K. sayılı kararında belirtildiği üzere tazyik hapsi; seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan ve ertelenemeyen bir yaptırımdır.
Cezanın süresine ilişkin olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 08.02.2022 tarihli, 2022/405 E. ve 2022/1354 K. ile Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 13.03.2014 tarihli, 2014/6564 E. ve 2014/4675 K. sayılı kararlarında; mahkemelerce sabit bir süre (örneğin kesin olarak 1 ay veya 3 ay) verilemeyeceği, kanunun lafzına uygun olarak "3 aya kadar" şeklinde hüküm kurulması gerektiği, zira amacın borçluyu yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlamak olduğu ve ödeme yapıldığı an tahliye edileceği ifade edilmiştir. Son olarak, Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 04.05.2017 tarihli, 2017/2611 E. ve 2017/4206 K. sayılı kararında, borçlunun başka bir suçtan cezaevinde bulunmasının otomatik olarak nafaka ödeme gücünden yoksun olduğu anlamına gelmeyeceği değerlendirilmiştir.


Yorumlar